Kendime koyduğum hedeflerin ne kadar ulaşılmaz ve aşılması güç olduklarını fark ettim. Mükemmel olmadıkça da bunları başarı olarak saymadığımı.. Kendime büyük haksızlık değil mi ? Peki bu hedefleri neden koyarız ? Hayatımız daha güzel olsun diye, daha iyiye sahip olmanın verdiği haz yada mükemmele ulaşma arzusu mu ? Olduğum halimle de güzel değil miyim, hedefler gerçekten de ne için ?
“Başarı; pek çok başarısız denemenin ardından gelen bir tabak tatlı gibidir. Damağınızda kalan son tat..”
Yaşam bir serüven. Bu serüvenimde bana eşlik eden rehberlerime teşekkür ederim. Kimi rehberlerim hala benimleler, kimileriyle yollarımız ayrıldı, kimileriyle bir gün tekrar buluşmayı diliyorum. Umarım sizlerin de yolları güzelliklere çıkar. Örneğin “güzellik” dediğimde zihninde canlanan o şey nedir ? Rengi pembe mi? Arkadaki fonu beyaz ışıklı mı ? Yoksa içini huzurla kaplayan bir sevinç mi bu “güzellik” ? Hayır. Hepsi ve hiç biri! Tanımlamalarını genişletmelisin yoksa daha çok mutsuz olursun. Ve, hayatın akışını yakalayamaz, yaşamı tek gözlü bir pencere ile deneyimlemiş sayılırsın. Neden mi ? Bazen çamura batar sonra cildinizin tazelendiğini fark ederek o yığından çıkarsınız, sonuç güzelliktir. Bazen de duvara hızla çarpar ve aldığınız güvenlik ekipmanlarını deneyimleme fırsatı yakalarsınız, sonuç güzeldir. Bazen rüzgardan çarpılır sorasında usulca dinlenmeye vakit bulursunuz, sonuç güzeldir. Aslında sonuçta olan hep güzeldir. Belki beklemeyi, sabretmeyi bilmediğimizden belki de sonrasını göremediğimizden, hep korkarız! Hem de çok ama çok korkarız. Neden peki ? Sonu güzel olmayacak diye! Oysaki sonu hep güzeldir, bizlerin güzele olana algısı dardır.

Güzel olma tanımını örneklemem gerekirse; yemek yapmaya ilk başladığımda karın doyurmak için görevini yerine getiren bir tabaktı sadece. Arkadaşım artık neden yemek yapmadığımı sorduğunda ise; “Güzel olmuyor da ondan” dedim. “İlk yaptığında belki, ama ya sonrasında?” dedi. “Sonrası olmadı ki bir kere denedim lezzetli olmayınca bir daha yapmadım, malzemeler heba oluyor.” dedim. Bana şu örneği verdi; “Az önce bayıla bayıla yediğin pancarlı humusu bu kadar lezzetli yapabilmek için kaç kez denediğimi tahmin bile edemezsin!”, “Sen zannediyor musun ki, bir kere yaptım ve bu kadar güzel oldu! Vaz geçme, denemeye devam et!” Şok oldum desem, bana inanır mısın ? Yaptığım yemek mükemmel olmayınca denemeye bile tenezzül etmemiştim. Artık yalnızca yemek yapmakla kalmıyorum, yeni tarifler de deniyorum, çünkü denemek bile güzel! 🙂
“Hedef: Ulaşılması gereken bir yer değil, deneyimlenmesi gereken bir yoldur sadece.”
Bir adım ileriye gidelim, hedeflerim ve mükemmellik takıntım hakkında. Şöyle ki; koyduğum hedefleri başaramazsam oturup ağlar, başardıklarım istediğim gibi olmaz ise kendimi cezalandırır, hiç bir hedefim olmaz ise halime acırdım. Hedeflerimi yükselttikçe yükselttim, mükemmel olmadıkları her an üzüntüm de giderek arttı. Sonunda da hastalanıp yatağa düştüm. Kalkıp da o hedeflerden bir tanesini bile devam ettirmek kenara dursun kendime bakamadım. Bir sabah aynada kendimi görünce korkup çığlık attım, aynadaki beni tanıyamadım. Tamam dedim öleceğim, buraya kadar. Bundan daha dehşet verici başka bir şey olamaz! İnsan kendinden korkar, kendini aynada nasıl tanıyamaz? Ama, işte aynen böyle oldu.

“Doğada bulunmayan hiçbir şeyin gerçekliği yoktur.”
Hastalıktan toparlanınca bir süre amaçsız uyandım günlere, çok basitti hedefim : yaşamak! Uyandım, uyudum, acıktım yemek yedim, susadım su içtim, pislendim yıkandım, yoruldum dinlendim. Çok basitçe kendimi dinledim, sınırlarımı öğrendim, ve sonunda onun sesini yeniden duyduğumda şükredip gülümsedim. Kalbim! Dedi ki; “Seni kovalayan hiç bir şey olmadığı gibi, kaçırdığın bir şey de yok! Dinle, duy, özümse.. Her şey yoluna girecek! Hedeflerin olması gerektiği gibi, olması gerektiği kadar gerçekleşiyor. Senin bir kapasiten var, mükemmel değilsin! Olduğun halinle, yapabildiğin kadarıyla her şey en güzel halinde! Bırak olduğu gibi kabullen çevrendekileri, istediğin şey olmadan istediğini alamazsın!” dedi. Ve ekledi:
“Seni sen olduğun için sevmelerini beklerken kendinle kavgan neden ? Sen busun, böylesin! Önce var olduğun halini kabullen ki onlardan da aynısını isteyebilesin!”
Mükemmel diye bir şey yok, olduğumuz halimiz en mükemmel halimiz! Daha iyisi olana dek en güzel halimiz bu! 🙂 Aşkla kal!