Kadın o-la-bil-mek, işte bütün mesele bu!

Benzerlerine yada daha fazlasına maruz kalanlar vardır eminim. Size bunu yaşatan bazen sevdiğiniz, bazen aileniz, bazen hiç tanımadığınız bir insan, bazen toplum yada bulunduğunuz topluluk. Gelin kendinize yapılan bu psikolojik şiddete son verin! Sevmek, anlamak, değer vermek bu kadar zor olmamalı, taraf yada karşıt değiliz sadece insanız! Birbirimize cinsiyet farklılıklarımız üzerinden yüklediğimiz zorunluluklar ve yükler size de ağır gelmiyor mu? Özgürlüğün bir bedeli mi olmalı? Ne biri ötekini korumaya geldi bu dünyaya ne de biri diğerine hizmete! Sözlerim gören gözlerin, atan kalplerin, okuyan zihinlerin karanlığına..

Her zorluktan daha da güçlenerek çıkan canlı: Kadın!

Kimi zaman erkekler tarafından kimi zaman hemcinslerimiz tarafından “Kadın” olarak maruz kaldığımız şeyler;

this is the woman who don’t give a f*ck

“Sürekli sorgulanmak, Kontrol edilmek, Kendi yaşam tarzlarına ayak uydurmamızı beklemeleri, Daimi bakımlı, düzenli, temiz olmamız, Ufak da olsa göz dağları, korkutmalar, tehditler, bak haa / sakin haa larla başlayan tehditkar cümlecikler, Gereksiz bir üstün korumacılık, gece çıkma başına bir şey gelir, gittiğin yere ve arkadaşlarına dikkat et, Sürekli aptal olduğumuz yönünde yada anlamayacağımız yönünde cümleler , Çok da önemli sohbetlere dahil edilmeme, bazı ortamlara dahil edilmeme (kadınlara göre değil), Telefonlarımızın kontrol edilmesi (Virüs girmesin diye canım) , Mesajlarımızın okunması (Kiminle ne zaman ne kadar ne konuşuyoruz), Özel alanlarımızın yada kendimizle geçireceğimiz zamanların olmaması (evde bir kızın boş oturması olası mı? Hiç olmadı yemek,temizlik yada ütü yap!), Onlarsız bir şey hayal edemiyor olmamız , Dans kursuna, dans etmeye kız kıza bir mekana, belki tek başına bir kahve içmeye hakkımız yok (kendimizle vakit geçirmek olarak değil kesin seks için adam aramaktır çünkü amacımız)!”

“Sana değil dışarıya güvenmiyorum.” Yalanlarıyla büyüdük..

“Doğuştan mı zanlı varlıklarız nedir; cümlelerimiz, hareketlerimiz hep mercek altı, Öylesine yaptığımız şeyler yada yanlış kurduğumuz cümleler, aslında kim bilir hangi yalanı örttüğünden midir bilinmez, didik didik edilir tüm kelimeler, Söylediklerimizden bilinçaltı mesajlar çıkarmalar, Aklımızdan bile geçmeyen şeylerle, itham edilmeler, Topuklu ayakkabımızın şekline, kıyafet seçimlerimize, oje renklerimize, dekoltemize göre edepsizlik oranımızı belirlemeler.

sadece sevsen ? Bu kadar sorgulamasan, hani suçlu ben değilim senin zihnin ?

Seçtiğimiz yaşam tarzı kendilerine ters ise hafif, uçarı yada aykırı olursunuz, Özgürlüğünüze düşkünseniz aykırı ve asisinizdir, “Bağımsız ve kendi ayakları üzerinde durabilen kadın” terimini hiç bilmeyen cahillik abideleriyle karşı karşıya kalır, tercihlerinizin lime lime edilmesini ve nihayetinde kurnaz ve hafif biri olarak tanımlanmanızı hayretle izlersiniz, Konu arkadaşlarla tanışmaya geldiğinde sevdiğiniz adamın en yakın arkadaşına mesafeli ama yakın tavırlarınız, gereksiz ve elbette şüphe uyandırıcı olarak çatık kaşlı bakışlar altında izlenir, Anaç tavırlarınız karşı tarafa ilgi olarak yansır, elbette özünde “ilgi” olan tavırlarınız gereksiz bulunur, Kadınlara güya hep kanan şu erkeklerin halleri “acınası yada budala” terimlerinin yanına yaklaşmazken siz tilki, kurnaz, hin, cin, ikiyüzlü, kaşar, hafif, yollu.. Gibi tanımlara maruz kalırsınız, Gençliklerinde siz sinsi erkeklerin oyunlarına gelmiş kadınların şimdilerde akıllandığını ve oyunlarınıza daha zor kandıkları için bize bu tanımları yaptığınızı bilmediğimizi sanırsınız, Akıllı olmak, farkında olmak, düşünmek, irdelemek, hesaplamak, tartmak bizim haddimize olmadığından zekamızı sadece hinlik, kandırmaca, yalana dolana kullandığımıza kendinizi nasıl da inandırırsınız!”

Kadınlar çiçek DEĞİLDİR! Bizi dalımızdan kopartıp soldurmayın!

Zaten kendi içimizdeki serüven bize yeter de artarken, bu süreçte siz ve sizin gibilerle baş etmek! Heyt be, vallahi helal bize! Ne savaşlar, badireler atlatıyoruz ama gene de yıkılmıyoruz ya bazen! Kadın olarak varlığımızı kabullenmemiz, var olabilmemiz, uzun bir sürece yayılır.

Benim memem, benim kalçam, benim popom! Uzatmasan uzak mı dursan ?

Bedenlerimiz (bazıları için) şehvet uyandıran bir unsurken, öz benliğimizi nasıl sağlıklı geliştirebiliriz? Gelişimle beraber gelen değişimlere, “kız” tanımından “kadın” tanımına ne ara atladığımızı anlamadan, bizce sadece gelişmekte olan bir organımızı kapatmamız, gizlememiz hatta ondan utanmamız beklenir, Kendileri arkadaşlarıyla toplanıp, toplu 31 çekerken bu doğanın gereği, ihtiyaç yada güdü olarak anılır, Seks, birliktelik yada sevişme yalnızca bir erkeğin ihtiyacıdır ama ne ironi ki bu ihtiyaçlarını gidermek için bir kadına giderirler, Yani bir kadın hem ihtiyaç, hem sevgi objesi halinde erkeğin kafasını karıştırırken, zihinlerinde bu gel gitlerle bizimle sağlıklı bir iletişim kuramadıklarında da gene bizi suçlar ve anlaşılmaz olduğumuzu ileri sürerler!”

Farklarımız bizi bütün yapan gerçeklerdir, Yaşam; başkalarını tanımlamak, kategorize etmek, lanetlemek, ötekileştirmekle geçirilmeyecek kadar çok özel bir hediye!

Anlamak, anlamlandırmak için ÖNCE iletişim biçiminizi tekrardan gözden geçirmelisiniz.

Doğru iletişim önce “insan” sonra “cinsiyet” sonra “hitap” ve son olarak da “tanım” olmalıdır. Yani ben; her şeyden önce bir insanım, kadınım, sonra Deniz’im ve nihayetinde beni ben kılan diğer pek çok özelliklere sahibim.

Aslında işin özü önce insan olabilmek, işte bütün mesele bu!


“Sidewalk” isimli bu videoyu da izlemeyi unutmayın.. 🙂