“Gerçek şudur ki; gerçek sen neye inanıyorsan odur! Başkalarının gerçeklikleri sana uymadığında kendi gerçekliklerini yarat! Zaten bildiğin bir kaç şeyi de sana hatırlatmama izin ver;
Yıldızların Dünya’ya yüzyıllar boyu süre gelen çarpışmalarından oluşan maddelerin bütünüyüz. Bundandır ki; hep kararlı hale geçmeyi ve sonsuz olmayı arzularız. Yine bundandır ki; bütün bir küme halinde ama birbirimizden uzakta yaşarız. Kendi alanlarımıza ihtiyacımız var.. Daha kararlı olabilmemiz için..
Şimdi bir de ortalıkta avare avare dolaşıp kimi zaman bizi rotamızdan saptıranlar yada çıkartanlar var! Böyle bir durumda yalnızca iki seçenek vardır: Ya onun çekim kuvvetine kapılır ve onun yörüngesinde kararlı haline ulaşması için dolanır durursun! Ya da sen kendi çekim ve itme kuvvetine sahipsindir ve onun yörüngene katılmasına ya da geçip gitmesine karar verirsin! Peki koskoca bir evren olarak sen ne yapmak istiyorsun?

* Bir kuyruklu yıldız olabilirsin mesela!! İçindeki atomların çarpışmasıyla meydana gelen gazlar ile evrende hareket edebilirsin. Bu patlamar sonucu ortaya çıkan gazlar bittiginde de kararlı hale geçersin. Evrendeki tüm yıldızların da amacı bu kararlı hale ulaşmak değil mi zaten? Ne zaman olacağına içlerindeki enerji tozu ve ondan çıkan enerji kadar, bu yolculukta karşılarına çıkan engel yada durumlar da belirler.
* Güneş, belki ? Her durum yada koşulda mutlu olan yıldızlar arasındaki tek öfkeli yıldız.. O da kendince kararlı hale geçmeye çalışıyor aslında! Çekim gücüne kapılmış 9 gezegen ve gök taşlarını bir düşünsene! Ama yanına yaklaşmaları imkansız… Bu oluşumu bile isteye tercih eden Güneşin, tehditkar duruşu ve korkutucu sıcaklığına rağmen, galaksimizin ve yaşamımızın merkezi olduğunu da atlamamak gerek. Ancak elbette aynı galakside başka bir Güneş’e de yer yok!
*Zaman..? Heh orada dur! Evrende bool bool olmasına rağmen aslında oldukça değerlidir! Satın alamaz, bekletemez, durduramazsın! Dünya’da zaman göreceli bir kavram iken evrende; zamanı geldiğinde bir yörüngeden ayrılman, zamanı geldiğinde kuyruklu yıldıza dönüşmen, zamanı geldiğinde de kararlı hale ulaşman ve sonrasında da gene tam zamanında yok olup baslangıça dönmen gerekir.

Uzayda zamanlama o kadar önemli o kadar mühimdir ki, milisaniyenin onda birinde sağ tarafa doğru meyillenen bir göktaşının Dünya’ya çarpmamasıyla hayatta kalan onca yaşamı ve etkileşimi düşün! Zaman önemli! Zamanı geldiğinde yaşayacaklarına hazırlıklı olan bunca yıldız ve yıldız kümesi, evrende birbirlerine etkileşimde bulunup birbirlerinin farklılaşmalarını sağlar. Gereksiz dediğin başı boş gibi dolaşan göktaşlarının bile orada bir yeri var ise varoluş amaçları da vardır. Varoluş amacını da ancak yok olurken öğrenebilirsin…
Bana zamanının yetmediğini söyleme yada geç kaldığını ve içine yeteri kadar şey sığdıramadığını! Zaman harcanamaz, ancak var olmayı istediğin hale ulaşman için sana yardım eder. Zaman geçirilemez, zamansızlık yoktur! Yani bir göktaşı sana çarpacaksa bunu değiştiremezsin ama onu karşılama biçimine sen karar verebilirsin! Hayatın sana sunacaklarına hazırlıklı ol ve onları olduğu gibi öylece kabul et, çünkü hepsi sana verilen bir hediye! Evrene senin için oraya buraya serpilmiş çeşit çeşit hediyeleri şükranla kabul et! Bu evrenin merkezinde mi olmak istiyorsun, çevrende dönüp duran gezegenlerin mi olsun istiyorsun, patlayıp başka formda yeniden mi doğmak istiyorsun.. Hepsini yapabilecek gücün ve olanakların hep vardı ve her zaman da olacak. Önemli olan sen ne zaman olmasını istiyorsun?
Çevrende oluşturduğun etkileşimlerine dikkat et, etki edenlere de.. Her şey bir öğreti, hepsi bir keşif. Yoluna yerleştirilen ip uçlarına dikkat et, seni sana ulaştıracak sağlam kanıtlar onlar!
İçindeki yıldızın hiç kaybolmayan gücünü daima anımsa..
Sevgiler, ….”
Bu mektubu uzun zaman önce “Hiç bir şeye zamanım yok! Her şeye geç kaldım! Buna zaman yetmez!” diyen canımdan bir parça için yazmıştım, bendeki süresi doldu ve artık hiç kimseye ait değil. O yüzden uzun zamandır kalbimde taşıdıklarımı şuraya buraya bırakabilirim.. O zamanlar bitirene kadar gözümü kırpmadan izlediğim bir belgesel vardı. NatGeo tarafından yeniden çekilen bir belgesel, adı “Cosmos: A Spacetime Odyssey”. Zaman zaman belli bölümlerini açar ve tekrar izlerim. Evren, zaman, yaşam ve Dünya ile ilgili gözümü açan, iştahımı kabartan ve beni ufacık minicik hissettiren bir belgeselin linkini de bırakıyorum. Kendimi, çevremi hatta evreni tanımlamamda bana eşlik etmiştir. Ama en çok da bana bu mektubu yazarken yol gösteren müthiş bilgi kaynaklarına sahip bir seri… Zamanınızı bu belgeselle geçirdiğinize pişman olmayacaksınız!